Bir çörek otu masalı

Zamanın bir yerinde başlamış insanlar o güzelim şifalı tadı çörek, pogaça, börek üzerinde kullanmaya. Hem görüntüyü güzelleştiriyor hem de ayrı bir tat veriyor zaten lezzetli, el emeği sihri olanlara. Çörek otu diyorlar mini minnacık o tohumlara şimdilerde, bilmem çöreklerde kullanılmadan önce isimleri neydi. Düğünçiçeğigiller diye bir familyadan geldiğini biliyorum, çook güzel bir çiçeğinin olduğunu biliyorum sonra ama madem yazacağım hikayesini bilmeliyim diyorum azıcık araştırma yapıyorum sizlerle de paylaşmak için. Öğreniyorum ki o çok güzel olan çiçeğinin içine kozalak yaparmış da haşhaş bitkisi gibi o değerli tohumlarını burada olgunlaştırırmış.


Milattan 4000 yıl kadar önce sümerliler tarafından yazılan ilk ilaç kitabından haberdar oluyorum. Şifalı bitkiler, ağaçlar, mineraller, tuzlar pek çok şeyden taa o zamanlar haberdar olup kayıtlar tutmuşlar. Hem bitkisi hem yağı hem tohumu kullanılabiliyor çörek otunun. Asya ve afrikada uzun zamanlar şifa dağıtmış çörek otu fakat batıda doğada yetişmediği için oralara ancak keşif sonucu taşınmış. Batıda da uzun zamanlar tıp kitapları okunup saygı gören İbn-i Sina da çörek otunu kullanmış ve anlatmış.

Faydaları noktasında kaynaklar çeşitlilik gösterse de bağışıklık sistemi, sindirim sistemi ve dolaşım sistemi üzerine olan etkileri ortak olarak kabul gören noktalar.

Geçtiğimiz günlerde börek yaparken tepsinin dışına taşırdığım tohumları çimlendirmeyi denemek istedim atmak yerine. Kavruldular mı işlem gördüler mi bana gelmeden önce bir fikrim yoktu ve çimlenirler mi bilemedim ama yine de toparlayıp nemli bir kağıt havluya güzelce dizdim onları. Aşağıda sonuçlarını göreceksiniz bu masalın 🙂

Reklamlar