Yosunun Sırrı & Mana Çemberi

18011565_365029017224815_9184597630452236288_n

‘şu duvarı bulduğumuz günü hatırlıyorum da, hey gidi’ diyorum ben, gandalfla birbirimize bakıp gülüşüyoruz. buraya taşınıp bahçeyi temizlemeye ilk başladığımız zamanlardı. yazmıştım burada da, üç zeytin bi minik limon fidanı ve bu taş duvar çıkmıştı kül, moloz ve çöp yığınının altından. daha taşınmadanönce ben, bahçemiz oldu bi de yosun tutmuş bi taş duvarımız olursa bi gün demiş ileri zamana dilemiştim. sonra bi kaç ay geçti, sıra bu köşeyi temizlemeye geldi, altından duvar çıktı yığınların.. gandalf günlerce uğraşıp bu duvarı gün ışığına kavuşturduğunda çamur kül toz kaplıydı. al sana taş duvar, yosununa ben bişey yapamam, ondan iste diye ‘avucuma’ bırakıvermişti. sonbaharda ufak ufak beliren yosunlar artık uzaktan bile seçiliyor. başına da gelincikler öyle güzel taç oldu ki ömürlük seyir. günü bu duvarda oturup uğurlamak tam bir şenlik.
.
.
‘insan emek verince toprakana ona, başına gelincik tacı giymiş yosun kalpli taş duvar bile veriyor demek’ diye fısıldıyorum gülerken. yanı başımızda annelerinin peşinde koşturan cücüklerin ayak sesleri kovana uçuşan arıların kanat seslerine karışıyor. bahçenin altındaki derenin kurbağalarıyla kut ağacımın kuşları yarışıyor.. rengarenk sesler kadife narenciye çiçeği kokularını okşuyor.. kulağım aralarından yarimin yürek sesini seçiyor ruhumu akord etmek için.. kendine doğru titreşiyor içim.

şükürlü şiirler söylüyor zihin.

gelinciklere selam verir gibi kızarıyor güneş. gün düşerken gece tırmanıyor duvarı. önceki durumunu ve şu anını düşünüyorum duvarın. benim için kıymetini ve üzeri kapatıldığındaki hiçliğini.. duvar aynı duvar, mananın ipleri bizim elimizde. her şey için bu böyle. huzurumuza el verecek manaları elimizde olmayanlara değil de yanıbaşımızda sahip olduklarımıza versek, onları külün tozun altında kaybolmaya mahkum etmesek, olduğumuz an bambaşka bir masala dönüşürdü belki de?

kim bilir, belki pek çok ‘yok’ların yerini doldururdu bir ‘hiç’ ve var olan kadarı yeter olurdu huzurla gülümsememize.. umutlu varlığında hiçliğimizin..
gelincik renginde, gün batımı sesinde, yürekten gelen, huzurlu bir gülümseme.

aşk ile.


//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Reklamlar