İrene & Münevver

“..iren deselerdi, iren,öldüğün zaman, deselerdi.

istanbullu bir kadın, hem de hiç tanımadığın,

ağlayacak arkandan,

deselerdi,

şaşardı.”

.

.

nazım yurtdışına çıktığında yıl 1951. karısı münevver istanbulda kalıyor. mektupları bile yasak, ilk mektuplaşma 4yıl sonra. 1955e kadar mektupla sesini duymak bile yok.

.

.

münevverin 100.mektubu mart 1956 civarına rastgeliyor. aradaki özlemi sen düşün. ahh. belki bizler yüzyüze olduğumuz hal ile böyle derin yaşayamıyoruz aşkı, muhabbeti çoğu zaman kim bilir?

.

.

münevver 100.mektubunda “bu akşam da bir havadis verdiler radyoda, irene curie ölmüş, tanıdığım imiş gibi üzüldüm, daha gençti, lösemiden ölmüş, sebep de radyom araştırmaları dediler. (..) ne tuhaf, irene curie için ağladım bu akşam, asabım büsbütün bozuldu. çok ama çok acıdım. kendisine öleceği zaman türkiyede hiç tanımadığı bir kadının ağlayacağını deselerdi, şaşardı halbuki. kocasını düşündüm, keşke bir mektup yazsam ona, başsağlığı dilesem diye düşündüm, adresini bilmem.” marie curie’nin büyük kızı irene eşi frederic joliot ile devam ettiği annesinin radyoaktivite çalışmalarıyla, annesinin ardından, dünya tarihinin nobel alan ikinci kadını.
münevverin mektubu nazım’a yukarıdaki dizelerin geçtiği “karımın istanbuldan yazdığı mektup” şiirini yazdırıyor. ve irene bi de böyle ölümsüz oluyor.

.

.

bu sabah kendisi için, bir kadının toros ayazında gözünün yaşaracağını, onları kucaklayacağını bilse irene de münevver de şaşardı.

oya perilerimin bahçeye bıraktıkları tatlı hediyelerin tadını çıkarırken onları düşündüm bu sabah. kim bilir kaç hayatın içinden geçiyoruz ve kim bilir hiç bilmeden kaç hayat geçiyor içimizden.

.

.

hayat her şeyiyle tatlı, her şeyiyle büyülü.
dünyanın öte ucundan da olsa, hiç tanımasa bile kalpler birbirini, ruhların kesiştiyse yolu, ahh hayat, sen yapıyorsun büyünü. ışıktan bağlar atıveriyorsun araya, iyi ki.
bu satırları da yazarken şimdi, geçenlerde “gün batarken seni andım, senin için güneşe öpücükler bıraktım, sabah alırsın” diye yazmıştı, güzel bir kadın, o düştü aklıma, belki doğan güne karşı gülümsüyordur şimdi?
ben de gülümsedim ona, bilse şaşardı..

.

.

.

oya perilerine fısıldadım uçurdum gitti bu sabah günaydınlarımı

Reklamlar

One Reply to “İrene & Münevver”

Yorumlar kapatıldı.