“umuntu ngumuntu ngabantu”


“Ben biz oldugumuz icin ben’im”
az evvel ‘in my country’ yi sectim oglen cayima eslik etmesi icin. tekrar izlemek istedim. bu da aklima ubuntu hikayelerini getirdi, icimi ısıtan zululari.
.

.

Bir zaman Zulu kabilesine ziyarete gitmis bir beyaz adam cocuklarla oyun oynamak istiyor. Bir parkur hazirliyor yaris icin, varis noktasindaki agacin altina d . Bir sepet guzel yiyecek birakiyor. Kazanan odulu alacak. Start verdiginde cocuklar el ele tutusuyor ve kosmaya basliyorlar, birlikte. Adam sasiriyor cunku yarismalari lazim. Napiyosunuz diye soruyor. Cocuklar kendilerinden emin ‘ubuntu’ diyorlar. Eger yarissaydik sadece birimiz kazanacakti, diger arkadaslar kaybedince yarışı kazanan bir kişi nasıl ödül meyveyi yiyebilirdi? simdi hepimiz kazandik. 

.

.

Yine baska bir zulu deyisi “umuntu ngumuntu ngabantu”
yani“kişi ancak diğer insanlar sayesinde kişi olur”

“Her bireyin insanlığı ideal olarak, onun diğerleriyle ilişkisinde ifade bulur. Ubuntu, insan ancak başka insanlar aracılığıyla insan olur, demektir.”
Diger deyisle,

“Ben, ben olduğum için sen, sensin” etrafimizda gordugumuz guzel insanlar biz biz oldugumuz icin ‘guzeller’ bu payi kolaylikla sindirir insan. Buna okey. Peki geriye kalan begenmedigimiz herkes? her sey?

.

.

.

Mandelanın zevkle dinledigim bir ubuntu konusmasi var nette, vakit bulursaniz bi dinleyin derim.
Yine onun cumleleriyle

” “Bir ülkeden geçen bir seyyah bir köydedurur, yiyecek ya da içecek istemesine gerek yoktur. O köyde durduğunda köylüler ona yiyecek verir, onu ağırlar. Bu Ubuntu’nun bir veçhesidir ama başka pek çok veçhesi de vardır. Ubuntu insanların kendilerinin bizzat zenginleşmemesi gerektiği anlamına gelmez.
Burada asıl mesele şudur: Etrafındaki topluluğun daha iyi konuma gelmesi için de aynı şeyi yapıyor musun?”

Reklamlar