Bugün Kaç Hayatın İçinden Geçtin?

Sırtını sıvazlıyordu güneş,Muazzam bir aidiyet hissediyordu.

Nice şehirler, nice işler, ne güçlüklerden aşırıp, dünya döndürüp dolaştırıp buraya kadar belli ki itinayla getirmişti onu.
O an tam olması gereken yer buydu.
Güneş biliyordu bunu, o saçları okşamak için hazır bekliyordu. Rüzgar biliyordu, yavru batan güne karşı uyurken tam böyle dalgalandıracaktı başından çıkarıp örttüğü yazmayı.. Çamlar farkındaydı bu olacakların, en tatlı kokularıyla eşlik ediyorlardı. Kendi diktiği heybeden azığını çıkartıp hayatının aşkı, ömrünün nurunun omzuna başını yasladığında zaman sahneden çekildi. Artık sahne karşı dağın çam ormanı ve ovadaki minik köylerindi.

.

Öten kuşlar, düşen yapraklar da orada oturan, hayran hayran izleyen insanların varlığıyla mutluydu belli ki. Onlar kikirdedikçe sahne daha da güzelleşti, her şey birlikte çook daha güzeldi çünkü.

.

Her şey olacağı sırayı biliyordu.

Her an hayatın bizim için özenle seçilmiş armağanlarıydı, ruh bildi. Ve biz de başkalarının armağanlarının eşsiz parçaları, özel hediyeleri..

.

.

..

Öylece yürüdüğümüz yolda, gezdiğimiz ormanda, girdiğimiz markette, bindiğimiz otobüste, trafikte, okulda hatta evden baktığımız pencerede.. Kapıya bıraktığımız ayakkabımızla, cam önüne ufaladığımız kırıntılar veya kapıya koyduğumuz bir kap suyla.. Biz öylece yaşayıp giderken kaç hayatın içinden geçiyor, iyi veya kötü kaç unutulmaz hatıranın olmazsa olmaz parçası oluveriyor da farkında olmuyoruz acaba?
Biz bir ağacın altında otururken tepede uçma denemesi yapan yavru, yürürken çimenin içinde açılan tomurcukta ilk bizim yüzümüzü gören çiçek, çok kötü bir gün geçirirken belki günaydınımızla mutlu olan reyon görevlisi, Açlıktan bi hal iken iki kuru kırıntıyla ziyafet gibi hissetmiş serçe.. Kapıda ayakkabımızı görüp evde olmamıza sevinmiş hiç tanımadığımız yalnız yaşayan komşunun bile hayatının özenle seçilmiş o ana özel armağanlarıyız biz.
Gün bir pazıl ve her birimiz tık tık yerlerine yerleşen parçalarız sanki.

.

O kuş uçmasa olmaz,

olmaz o arı o çiçeğe konmasa.

O an güneş sırtımı sıvazlamasa gün tamam olmaz,

o huzur içime dolmazmış demek ki.

İlahi.

.

Huzuru bol, tamama erecek bir gün olsun.

.

Günaydın dünyalı dostum, sen bu sabah nasılsın?

Reklamlar