Avrupalı Patatesin Hikayesi ve Fırında Patates Kızartması

Patates candır, kızartma heyecandır 🙂

Böyle başlarım ben bu hikayeye! 

Başşlarıımm böyle hikayeye gibi biraz da? Öyle ama.. ben ilk duyduğumda demiştim öyle. Bak sen bizim patatese! Bu hikayeyi okuyunca ‘amerikayı amerika yapan patatestir’ cümlesine bir zamanlar ‘naağğlakası var yağğ’ diye güldüğüm için kendimden utandım. Daha yamuk yapmam patatese! 

Patates kıymetli, hikayesi ilginç. Sanki patates hep varmış, her yerdeymiş gibi hissediyor musunuz siz de? değilmiş meğer, hikaye çok yakın zamanımızda cereyan ediyor.

Hırslı ispanyollar 16. yy da atlantiğin ötesine gönderdikleri keşif birlikleriyle aztekleri yok ederek hazinelerine el koyuyor. Takip eden yıllarda istilacılar güney amerikaya gelmeye devam etti. 1532de f.p. gonzales inka kralını esir aldı bi oda dolusu altını alana kadar özgür bırakmadı. Haberler yayıldıkça avrupada altın kokusu alan istilacılar akın akın gelmeye devam etti. 

O dönemden önce ispanyol kaşifler için yer altından çıkan bir şeyi yeme fikri tiksindirici. Bağzı kuzey avrupalılar yeni yeni turpa alışmış ama patates? I ıhh..

Gonzales inkaların ve onlardan önceki uygarlıkların başlıca besin kaynağının dondurularak yeraltı depolarında uzun süre saklanabilen yumru kökler olduğunu keşfediyor. O zamanlar adı chuno olan patates, ispanyol hükümetine servet kazandıran, perudaki altın ve gümüş madenlerindeki işçilerin temel gıdası oluyor. Ülkelerine dönen denizciler chunoyu evlerine de getiriyor. Sofralarına dahil ediyor. Anlatılana göre 1534te stok fazlaları ispanya topraklarına ekiliyor. Avrupalı patatesin ilk yazılı kaydı 1567de bir makbuzda. Yine 1560larda ispanyol balıkçılar uğradıklaru irlandanın batı kıyısına patatesi götürmüşler. 1586da thomas harriot ingiltereye patatesi getiriyor. Yine de avrupalının patatesi kabullenmesi epey zaman alıp 18. Yuzyıl sonlarını bulacaktı.

Ve 19. Yuzyılda sanayi devrimine yol açan besin kaynağı olarak tarihte yerini aldı.irlandada ekilebilir alanların üçte biri nufus patlamasını körükleyen patates ekimine ayrılmıştı.Öyle ki en fakir çiftçi küçük bir patates hasatı ve bir inegin sütüyle tüm yıl ailesini geçindiriyordu. Fakat 1845te mahsul alınamamasıyla başlayan ve dört yıl süren kıtlıkta yüzbinlerce insan öldü (1milyonu geçtiği söyleniyor). Toprak mahsul medeniyet üçgeninin gerçeğini tek bir hikaye dahi gözler önüne seriyor. Patates büyük öğretmen, dinleyip öğrenmek isteyene Kim bilir daha ne öyküler var eteğinde.

Avrupalı patatesin hikayesi böylee, gelelim bizim tarife

Ben bu tarifi özellikle baharlarda çok seviyorum, tatlı serin havalarda. Baştan diyivereyim kızartmayı, patatesi değil de ‘yağ’ı seviyorsanız hiiç bulaşmayın, kesmez sizi sonra vay gitti güzelim pattislerim der bana kızarsınız, üzülürüm. Ha yağkolik değilseniz bi deneyin, bence seversiniz.

.

Patatesleri bi güzel yıkayıp (soyup soymamak size kalmış elma dilimi kabuklu seviyorum ben parmakları kabuksuz) istediğim şekilde kesiyorum. 
Ne kaa ince o kaa kıtırdıyor, incecikse cips oluyor hatta 😉 

Bir çukur kaba aldığım patatesleri 2kaşık zeytin yağı-kekik-kuru sarımsak-zeytin yaprağı-kimyon ve kırmızı biberle bi güzel harmanladım, tuzu ister ekleyin ister eklemeyin tercih sizin ben yavruyk yediği için tuzsuz pişirip sonra kendimizinkine tuz atıyorum.

Yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizip 200 derecede pişiriyorum. Kıtırlığına göre süre değişiyor, az gevreyince yavrununkileri alıp kendimizinkini bazen biraz daha kızartıyorum.
Hiç şudur yok yani, her şey keyfe kalmış. 

Pek keskin tarif veremiyorum ,ondan bazen bana kızıyorsunuz biliyorum ama elimde değil ne yapayım miktarlı ölçmeli tartmalı değil ki hiç mutfağım, hep uyduruk. herkesin kendi damak tadı kendi el alışkanlığı, arzu eden kendine göre halini keşfeder pek de lezzetli olur bence ♡♡♡

Çokça kalple, afiyetle

Reklamlar