Taş Kalplinin Masalı

image

Geçenlerde taş boyarken kalp şeklinde bir taş kalakaldı avucumda. Öyle güzel, öyle hafif, sert olduğu kadar da yumuşacık, ısıtıverdi içimi.

Sanki tenime hikayesini fısıldarmış gibi taş kalbin masalını dinletti bana.

Eger duymaya hazır olanla karşılaşırsan sen de anlat dedi. Bu sabah içimden geldi güne bununla başlamak, belki orada bir yerlerde bunu duymaya ihtiyacı olan biri vardır, şifa olsun.

Uzuun uzun zaman önce diyarın birinde çok sevilen sayılan her mecliste hoş karşılanan tatlı sözü zevkle dinlenen birisi varmış. Ahali onu pek severmiş. Kimi n ihtiyacı olsa koşar kim anlatsa derdini dinlermiş. Huzuru yerinde keyfi bol gülümsemeyi seven biriymiş. Haline hep şükredermiş.

insanlık hali ya günlerden bir gün bir dert de gelmiş onun kapısına durmuş. Ne olduğu önemsiz ama canı çok yanmış. Tatlı sözün yerini suskunluk almış ama yüzünde hala tebessüm varmış. Tam gececek derken bir yeni üzüntü, gülümseyemez olmuş. Ahali bu haline çok üzülmüş, konuşturmayı da gülümsetmeyi de denemişler, nafile. Gittikçe asılmış suratı. Sesi hiç çıkmaz olmuş.

Sonra bir gün yaşlı bir bilgeye danışmış onu sevenler. Bilge gülümsemiş, insan halidir demiş bu normal. Acısı çıkmayıp yüreği serinlemedikçe rahat edemez. Kimi çok konuşur, kimi kızar, bağırır, kimi susar sır olur ama bu herkese olur. Acı üzüntü insanı hem değiştirir hem yoğurur. Ama demiş isterse ona bir yol gösteririm. Bana gönderin.

Yaşlı bilgeye göndermişler gülücüklerini özledikleri gülen gözlü insanı. Bilge uzun uzun anlatmış sonra da bir kutuyu avuçlarına bırakmış. Demiş bu kutuda bir taş var, büyüsü akıldan derin. Kalbini bu taşın oyuğuna yerleştirirsen soğur dinlenir ama o esnada hiç bir şey hissedemezsin, taş kesilirsin. Senin acını taş çeker. Ne kadar sürer bilmem ama o dönemde kontrol elinde olmazsa kalpsiz kalıp birilerini incitmemek için burada benimle kalmalısın. Sonra kalbin dinlenince yine yoluna devam eder sever güler eğlenir tatlı tatlı söyleşirsin. Kullanıp kullanmamak sana kalmış, ama iyi düşünüp karar vermelisin.

Gülen gözlü insan çok düşünmüş, sonra taşı kullanmaya karar vermiş. Taşın gediğine koymuş kalbini, üç yıl bilgenin hizmetinden hiç ayrılmamış, konuşmamış, ara sıra yoldan çıkacak olmuş bilge kılavuzluk etmiş. Sonunda kalbi soğumuş.

Ahali buna hep mucize gözüyle bakmış, sanki birden oluvermiş gibi. Kerameti taşa vermişler, adama taş kalpli demişler. Oysa taşın hiç bir efsunu yokmuş. O üç yıl insan neler, çekmiş nelerle sınanmış, bir bilge bir kendi bir Allah bilmiş. Kul bilmese de olur. Adı taş kalpli kalmış o zamanlardan bu zamanlara miras gelmiş belki de.

Yüreğimizde her birimizin dolanıp kaldığımız sarmallarınız var. Bazen biz de taş koynuna bırakıp gitmek istiyoruz yanan yüreğimizi. Kimimiz susuyor, kimimiz bağırıyor ama ortak yanımız, canımız çok yanıyor. İşte o zamanlarda kerametin taşta olmadığını, asıl güçlü olanın yüreğim olduğunu bana anımsatacak bir armağan bu masal, taş kalpten bana.

Taş kalpli insan yeniden gülmüş oynamış darısı bugün bu masalı duymaya ihtiyacı olan herkesin başına.

Kalplerimiz acıdıkça yaralanıyor, yaralandıkça kanıyor, kanadıkça kabuk bağlıyor ve belkide o kabuk kalınlaştıkça sertleşiyoruz gitgide.

Ara ara kabuğu kaldırıp hala içinde olduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız var. Ara sıra sert kabuğuna denk geldiğimiz ama yumuşacık olduğunu bildiğimiz yüreklerin varlığımızı hissetmeye ihtiyaçları var. Belki artık kabuk atacaklardır da ondan korkuyorlardır, o son tatlı acıyı bir eli tutarak çekmek dilemişlerdir kim bilir.

Kabuk atma zamanı gelmiş o güzel kalbe sıcacık günaydın, bu masal da sana kabuk atma armağanıymış ben vesileymişim dünyalı dostum, günaydın.

Reklamlar