Tanrı Bize Toprağı Ona Kötü Davranalım Diye Vermedi

image

Bahar çiçekleri meyveye dönmeye başladı. Buralarda ‘firig’ diyorlar meyvenin şu dönemdeki haline. Hemen her meyve böyle hamken birazı toplanıp yeniyor.

Dalından atıştırmalık, taze taze, şifa niyetine. Bu duygu insanı raflardan, kasalardan, etiketlerden, modellerden, trendlerden, barkodlardan azad edebilecek tedavinin özü diye geçiyor aklımdan. Şu tadı alıp ötesini isteyecek ademoğlu yoktur be diye fısıldıyorum kendime, duam tez zamanda herkese nasip olması.

Canlı, mutlu, sevgi dolu, teşekkür edilerek, okşanarak ellerinle toplanmış gıdanın eldeki hissi, damaktaki tadı, hele vucuttaki etkisi? Zihni, ruha olan şifası…

Hele yavruna onu yedirebilmek. Onun dalından topladığını, kokladığını izlemek. Her anı kocaman ömür. Daha ölse gam yemez insan. Yavru cadı bayıla bayıla hüpletiyor hangisini bulsa, hiç affetmiyor.

Toplamayı, koklamayı, tatmayı öğreniyor, deniyor, renkleri ni ayırt ediyor, farklı olanı seçmece oynuyor. Gruplar yapıyor ayırıyor, karıştırıyor bir daha ayırıyor. Bayılıyor hele İzal ve Herkule elinden yedirmeye, bir sanaa bir sanaa köpeklere meyve yediriyor. Paylaşıyor, bölüştürüyor, iletişim kuruyor.

Okulsuzun dibine vuruyor, kuşku yok.

Canım Veysel ne güzel demiş benim sadık yarim diye. Son günlerde duyduğum, en gönlüme hoş gelen cümlelerden biri de şu:

‘Tanrı bize toprağı ona kötü davranalım diye vermedi’

Bir avuç bile olsa, iki saksı, üç kutu, beş şişe, on adım… toprağına gülümseyen, ona iyi davranan, onu seven okşayanlar bu sabah en çok sizi sevdim kucakladım, haberiniz yok ♥

Seviyorum sizi! Bugün en çok size günaydın.

Reklamlar