Gökyüzüne Bak

‘Bulutu tutup
Çöllere koyup
Yağmur yağdırsak

Güzelleri bırakıp, çirkinleri beyaza boyasak

Olmadı deseler de
Bir silgi bulup silseler de
Akşam erken yatıp
Sabah erken kalkıp
Yeniden boyasak’

Bu sıralar böyleyiz, akşam erken yatıp sabah erken kalkıp yeniden boyuyoruz. Bulutları, güneşi, gökyüzünü, ormanı, kuşları gözümüz neye değerse onu. İzliyoruz, kokluyoruz, dinliyoruz, konuşuyoruz.

Sil baştan, sıkılmadan, hadi anne canım sıkıldı, cikcikeler gelmiş mi bakalım, koş camın önüne.

Önce sadece ikimiz vardık camın önünde ama öyle heyecanlandı ki yavru cadı, diğer iki cücüğü de uyandırdı. Koşarak geldiler.
Onlar da gelince ben çekildim kenara. 3kardeşi böyle izlemenin tadı eşsiz.

Kendince heyecanını aktarıyor onlara, ne gördüğünü anlatıyor. Ve onlar da paylaşıyor, ne olduğu önemsiz, paylaşmak için orada birilerinin olması güzel.

image

Bulutları izliyoruz dağların tepesinden geçen, son zamanlarda gökyüzünde olan her şey ilgisini çekiyor.

Yönlendirmeler hep ondan ben sadece eşlik ediyorum. Bazı günler saatlerimizi pencerenin önünde harcıyoruz. Okul hep bunlar, hepsi ders, okulsuz hayatta böyle yürüyor işler demek. Kendiliğinden.

Bugün bulutları izlerken bir karaltının bize doğru geldiğini fark ettik. Yaklaştıkça merakımız arttı. Uçak, kuş, süpermen?

Bir nevi süpermen sayılır, şimşek mek kuin çıktı UFOmuz. gelip tepemizde epeyce dans etti. Nereden kaçıp geldi buldu bizi bilmen. Umarım hiç bi yavrunun dudağını büzmemiştir, benim kuzularımı baya eğlendirdi çünkü.

Hayat bazen böyle işte, bir yerlerde dudak büzen bir şey gelip bize neşe oluyor belki, bilemiyoruz. Çocuk neşesiyle yaklaşmak lazım olaylara her daim. Ve bir şeyler avuçlarımızdan kayıp dudağımızı bükerek uzaklaşırken gittiği yerde neşe olma ihtimaliyle ümitlenmeli belki. Böyle böyle kaybetmeler de anlam kazanır işte.

Uçan balonları arada serbest bırakıvermek lazımmış bir de, gidip birilerinin penceresine gülücük kondururlar belki, kim bile.

image

Reklamlar