Ev Yapımı Kantaron Yağı Tarifi

Yazı öyle dolu dolu geçiriyoruz ki fırsatım olamadı hiç bu tarifi vermeye.

Hiç internetin başına oturmaya zamanım olmuyor özellikle yazın. Olan zamanı çocuklarla çiçeklerle toprakla geçirmek öyle cazip ki hiç elimi şu tuşlara vurasım gelmiyor. Telefonu hayatından çıkartmış insanın kaderi bu, çok güzel gelsenize 🙂 Telefon olmayınca ne sosyal medya var ne internet.. Bilgisayar başına oturmayınca yazı falan olmuyor, ohh hayat bana güzel 🙂

Hal böyle olunca mayıs ayında yaptığım yağın tarifi bu zamanlara kalmış. Tüm bu aylar boyunca güneşte pişee pişe sonunda olgunlaştı yağımız. Öyle güzel bir rengi oldu ki anlatamam. Ben yaptım diye demiyorum çok da güzel oldu (kih kih kih 🙂 )

Aşağıda ilk yaptığım halinin fotoğrafı var, kantaron yağı bu güzellik ❤

11401177_10153386647038288_8270890140211325420_n

Şu notla paylaşmıştım o zaman: “Bi level daha atladik, kantaron yagimizi da kendimiz yapmaya basladik. Diyarin oteki ucundan yavru cadiya ozel, bi kalp dolusu hakiki zeytinyagi gondermisti Merve teyzemiz, dokunmaya kiyamadim, ben bu sifaya sifa katar kantaron yaparim dedim gorur gormez, aylardir beklettim bulusacagiz kantaron cicegiyle bir yerde bildim, bulustuk valla 🙂 karsilastik bi mucizeyle sari kantaronun guzel cicekleriyle, babamiz gunes falan dinlemedi o sicakta sagolsun topladi ciceklerimizi, merve teyzemisin yagi yavru cadiya, yine diyarin bambaska bir ucundan osmaniyeden gelen miss zeytinyagi da babayla anneye sifa olsun niyetiyle sifa sukur saglik afiyet diye diye kantaronlandi. Az sonra gunesin kucaginda olgunlasmaya teslim edilecek. Bir ay sonra kizarirsa bu isi de kivirdik demektir 🙂 Onde boklunun ozel yagi, merve teyzemizin tilsimli notu arkada gozu doymamis anne cadinin kocasina armagan edecegi bi fici kantaron yagi :)”

İşte şimdiki hali de hemen aşağıdaki fotoğraf 😉 Miiss gibi oldu yavru cadının yağı ❤ Faydalarını da şurada okuyabilirsiniz. İyi gelmediği şey yok, şifası dillere destan.

kantaron

Bu işi de başardık gitti. Küçük bir adım gibi ama dışarıya bağımlılı bir tık daha azaltmak, hayatta kalabilme becerisini bir ileri adıma taşımanın verdiği zevk paha biçilemez. Zira o otu tanı, oku, araştır, benzerlerinden ayır, mevsimini bekle, git bul, doğru yerde doğru zamanda ol, kurşun biriktirmemiş doğru otları seç, toprağından dalından müsadeyle topla, al sana kutsal bir ritüel daha ❤ Sonra uygun şekilde depola, kurut ya da yağa dönüştür vs vs her biri ayrı emek, ayrı bilgi ayrı deneyim, ayrı sabır.

Bu güzelliğin yapıldığı ot (yandaki resim) Sarı kantaron (Hypericum perforatum), Kılıç otu, Mayasıl otu ve Koyunkıran olarak da bilinir, sarı kantarongiller (Hypericaceae) familyasına dahil bir bitki türü. Bitkinin neredeyse toprak üzerinde kalan tüm kısımları kullanılıyor. O kadar şifalı. Kurusunun çayı özellikle ruh ve sinir hastalıkları tedavisinde uzun yıllardır kullanılıyor. O yanı bambaşka bir yazı konusu. Yağınınsa taze çiçekli ve tomurcuk haliyle yapılması daha makbul görülüyor.

Bu harika otun yağı kesinlikle evimizdeki şifacıların, iyileşme büyülerinin başta gelenlerinden. O sebeple eğer tanımayan varsa önümüzdeki bahara kadar belki hakkında okumak bilmek ister diye de tarifini yazmak istedim ❤ Bahara kadar otu tanıyıp toplamaya çıkabilir, kendi yağını yapmaya başlayabilirsin belki bu vesileyle. Olmazsa da en azından ev yapımı güvenilir bir kantaron yağı bulup şifa dolabının raflarında yer vermek istersin 😉

Gelelim tarifimize:

  • Yapım ayları yöreye göre mayıs-haziran-temmuz ayları
  • Öncelikle sarı kantaronu mümkünse kendiniz toplayın. Öğlen vakitlerinde, güneşli havalarda toplamak çiçeklerin açık ve aktif olması için önerilen bir şeymiş, benden duymuş olmayın 😉
  • Toplamak için mayıs ayının ortasından haziranın ortasına belki bazı yerlerde sonuna kadar vaktiniz var. Çiçeği benzerleriyle karıştırmamak için mümkünse önce bir bilenle toplayın değilse tüm özelliklerine yapraklarına çiçeklerine dair okuyun fotoğrafları inceleyin. Güneş gören arazilerde patikalarda bulmak olası. Ülkemizde neredeyse her yerde yetişiyor. Yalnız önemli nokta yollara yakın, araç trafiği olan yada havası kirli yerlerde sanayi bölgelerinde toplamamak gerek. Çünkü bünyesinde kurşun gibi metalleri biriktirebiliyor. Dikkatli olmak da fayda var.
  • Topladığınız çiçekleri eğer tozlu topraklı şekilde topladıysanız yıkayın. Güzelce kurulayın. Bahçeden tarladan temiz yerlerden topladıysanız yıkamaya luzum yok bence. Kimileri çiçekleri dallarından ayırıp doğrayıp küçültüp yapıyor uygulamayı. Ama ben çiçek tomurcuk dal ve taze yaprakların tamamını kullanmayı tercih ediyorum. Alırken de yaparkende öylesi tercihim. Tercih size kalmış.
  • Eğer doğrayacaksanız kullanacağınız kabın (mümkünse cam kap kullanın) yarısına kadar çiçekleri doğrayın.Yarısına kadar olursa yağınız duru olur. Daha fazla koyarsanız merhem kıvamına gelecektir. İçimi zorlaşır. Mide için olanı çok koyu yapmamak faydalı olabilir.
  • Doğramayacaksanız çiçekli tomurcuklu dalları kabınıza muntazaman aldığı kadar yerleştirin.
  • Sonra baz yağınızla kabı doldurun.
  • Dilerseniz doğal, soğuk sıkım zeytinyağı (yoksa elinizdeki zeytinyağı) veya susam yağı kullanabilirsiniz.
  • Yağınızı ekleyince kabınızın ağzını temiz bir bezle kapatıp güneş gören bir yerde mayalanmaya bırakın. 1 hafta kadar kalsın.
  • Renk değişimi başladığında kapağını kapatıp yine tam zamanlı güneş alan bir yerde muhafaza etmeye devam edin. Bu yağın sırrı güneşten geliyor.
  • 2 ay sonunda artık kullanılabilir hale gelmiş olacak.

Şifa niyetine diye kullanabilirsiniz. Evinizde muhakkak bulundurun. Kendiniz yapmak her daim mümkün olmuyor biliyorum. O sebeple lütfen ev yapımı olanları, taze çiçekle mevsiminde yapılıp güneşte renklenmiş olanları tercih edin.

Reklamlar