Küçük Prens! Bi İzleyiverin

Belki dünyada ismi en çok duyulan, en çok adı konuşulan eserlerden ama aslında en az konuşulması en çok anlaşılması sevilmesi bağra basılması gereken bile olabilir o. Evet evet bahsettiğim Küçük Prens.

Le-Petit-Prince2

Kitabını zaten biliriz. En azından kapağını bir yerlerde muhakkak görmüş, bir kaç alıntıya illa ki rastlamışızdır. Şöyle delice şeyler der kitap:

Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.”

“Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de insanların arkadaşları yok artık. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”

“Evet, güzelsiniz. Ama boşsunuz. Sizin için kimse yaşamını feda etmez. Yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. Ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir. Çünkü ben onu suladım. Ve onu camdan bir korunakla korudum. Önüne bir perde gererek rüzgarın onu üşütmesini engelledim. Tırtılları onun için öldürdüm ( ama birkaç tanesini kelebek olmaları için bıraktım). Onun şikayetlerini ve övünmelerini dinledim. Ve bazen de suskunluklarına katlandım. Çünkü o benim gülüm.”

f1271640d657984b55ae1a41ddee337a

 

”Senin gezegenindeki insanlar” dedi Küçük Prens.
”Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar…”
”Evet bulamıyorlar ” diye yanıtladım onu.
”Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.”
”Haklısın” dedim.Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi:
”Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.”

İzlerken biz tekrar iyi ki okulsuz diyoruz, iyi ki çocuğun iç potansiyelidir mühim olan noktasındayız diye tekrar geçirdik içimizden.

“Büyümek problem değil, asıl sorun unutmak” biz büyümüş ama unutmamış, ruhundaki çocukla barışık iki deli ebeveyn olarak tutumumuzun çocuğumuza “yük” olmayacağını hissedip bir kez daha ohh dedik. Okul, sınav, toplumsal kabul vs vs çocuğumuz kendisi değilse, çocuk olamıyorsa hatta bunların ne önemi olabilir ki? Bizim için hiç bir şey ifade etmiyorlar, iyi ki.

Yüreğinizle okuduysanız zaten eminim ki çok sevdini onu, ama bir de izleyin. Bakın bir çocuğun yüreğinden nasıl görünür yetişkin dünyası?

Reklamlar