Çocuk & Televizyon

Evimizde televizyonun olmayışı insanlara hala garip geliyor 🙂 Nasıl olur da bu *çağın gerekliliği olan bu makineyi satın alma ihtiyacı hissetmez ki insan? Bunun mümkn olabildiğini görmek sarsıyor insanları. Sebebimiz ne bilimsel araştırmalar ne de tam manasıyla televizyondan nefret ediyoruz.

Biz sadece televizyona vakfedebileceği kadar değersiz zamanı olmayan bir aileyiz. Zamanımızı birbirimize armağan ediyoruz ve kendimiz için harcıyoruz. Çocuğumuz olmadan önce de böyleydi bu yani çocuğun gelişimi etkilenecek aman televizyonu atalım demedik, hiç televizyonumuz olmadı bizim. Hatta şurada bir yazım daha var bununla ilgili. Ama yavru aramıza katıldıktan sonra şunu çok duymaya başladık “isteyecek, alacaksınız, siz de göreceksiniz buraya kadarmış marjinallik” Komik geliyor bize bu :)) Çok isterse elbette bir televizyonu olabilir ilerleyen zamanda bununla ilgili hiç bir sorunumuz yok bizim, ambargo uygulamıyoruz hayata. Arzular önemli. Ama evinde kedi köpek kuş balık kardeşleri olan, babası arıcılıkla uğraşan, domatesi balkonuna çıkıp dalında yiyebilen, annesi domateslerle konuşan, her gün evde zaten ayrı bir hayat yaşanan ailenin çocuğu neden umutsuzca televizyona sarılsın ki? En azından kendi sosyal çevresi olup televizyonu onlardan vazgeçilmez bir nesne olarak duyup tanıyana kadar bu pek gerçekleşmez gibi geliyor bize. Dolayısıyla hayal gücünün, gerçek algısının, hayattan zevk alma becerisinin, hayatta kalma marifetinin geliştiği yılları o da televizyonsuz geçirecek öngörüsüne sahibiz şuan.

Elbette televizyona yaklaşan her çocuğun ilişkisi aynı değil bu aletle ama aşaıdaki araştırma sizin de ilginizi çekebilir 😉

11825887_807099666073838_4966312688993754691_n

Çocuklar televizyonda gördüklerini gerçek olarak algılıyorlar mı?

Experimental Child Psychology dergisinin 2015 Haziran sayısında yayımlanan bir araştırmada çocukların televizyonda gördükleri olayları hayali (fantastik) olarak mı, yoksa gerçek olarak mı algıladıkları araştırılmış.

Araştırmanın ilk kısmında 4-6 yaş arası çocuklara ve yetişkinlere popüler bir çizgi film olan Sponge Bob’tan alıntılanan 10 gerçek (örn., televizyon izleyen iki insan), 10 fantastik (örn., bir adama dönüşen kahve) olay videosu gösterilmiş. Her bir videodan sonra katılımcılara videoda gösterilen olayın gerçekte olup olamayacağı sorulmuş. Bulgular, çocukların çizgi filmlerdeki hem fantastik hem de gerçek olayları gerçek dışı olarak algıladıklarını göstermiş.

Videodaki olayların çizgi film karakterleri tarafından yaşanıyor olmasının çocukların gerçeklik yargısını etkileyebileceği düşünüldüğü için araştırmanın 2. kısmında bir televizyon programından alıntılanan ve gerçek insanlar tarafından yaşanılan gerçek (örn., arkadaşının telefonla arayan bir çocuk) ve fantastik (örn., havada uçan bir çocuk) olay videoları gösterilmiş. Sonuçlar, 6 yaşındaki çocukların ve yetişkinlerin olayların gerçekliği hakkında doğru yorum yapabildiğini göstermiş. 4 yaşındaki çocuklar ise televizyonda gördükleri gerçek olayları, karakterler gerçek insan olduğunda dahi, gerçek dışı olarak algılamış, fantastik olayları ise gerçek gibi algılamış.

Bulgular, özellikle 4 yaş ve daha küçük yaşlardaki çocukların televizyonda gerçek kişiler tarafından yapılıyormuş gibi gösterilen fantastik olayları gerçek zannedebileceklerini, bunun yanında gerçek olayları da gerçek dışı algılayabileceklerini, dolayısı ile gerçeklik algılarının olumsuz etkilenebileceğini göstermesi bakımından önemli. Araştırma özellikle küçük yaştaki çocukların ailelerinin, çocuklarının izlediği programlar konusunda daha dikkatli olmaları konusunda uyarıcı niteliğinde.

Makaleye bu bağlantıdan ulaşılabilir:
http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022096515001307

Reklamlar