16 Yaşındayım Ve Eğitim Sistemi Sağlığımı Mahvediyor

Nefes al…

Nefes ver…

Seni bir arada tutan bağlar kayboluyor birer birer.

Bedeninde olanları kontrol edemiyor sadece şaşkınlıkla neler olduğunu izlemekle yetiniyorsun. Nefes alışın hızlanıyor. Hislerin çok hassas, bedenin çırpınıyor. Bacaklarında karıncalanmalar dur durak bilmiyor. Her şey fazla yakın. Her şey çok gürültülü. Ve dayanamayıp kendini kapatıyorsun.

Panik atak geçiriyorsun.

Bu ruh sağlığı sorunlarıyla ilgili daha fazla farkındalık kazanmak üzerine bir makale değil ya da anksiyetemi mucizevi şekilde bitiren bir teknikten bahsetmiyorum. Bunlarla ilgili pek çok kitap var ve benim bu konuları asla anlatamayacağım kadar iyi anlatıyorlar.

Bu eğitim sisteminin gençlerimizin hayatını nasıl mahvettiğini anlatan bir makale.

Kimse bunu söyleyen eğitimcileri dinlemiyor, belki beni birileri duyar.

Benim adım Orli ve 16 yaşındayım. Daha küçükken, yetişkin rolü yaptığım oyunları oynamayı severdim. 16 yaşında olduğumu hayal etmekten hoşlanırdım. Yatağa girerken büyüdüğümü ve kendi paramı kazanıp onu peri kanatlarına harcayacağımı düşlerdim. (yetişkinlerin peri prensesler gibi giyinmediğini farketmek benim için sarsıcıydı)

b495973c-aad0-4008-8a91-f4a3358a1ec1-2060x1236

Ben böyle olacağını hayal etmemiştim. Ortaokula geldiğimde bir şok daha yaşayacaktım. Sistemin etkilerini öğrenmiştim.

YA AYAK UYDUR VE BAŞARILI OL YA DA BAŞARISIZ!

Birdenbire bugüne dek bütün okul projelerinde bana başarı getiren yaratıcılığım artık kabul görmez olmuştu. Bunun yerine olguları, formülleri ve istatistikleri ezberlemek zorundaydım. İşte o an, geleceğimin sınavlara bağlı kriterlerin üzerine kurulduğunu öğrendiğim andı. İşte o an, panik atak geçirmeye başladım. Başarısız olma fikrinin getirdiği dehşet hali beni neredeyse bütün deneme sınavlarımda yerimde duramaz hale getirmişti.

Eğitim sistemimiz hatalı. Ve bu gençlerin, hiç bir yaşta hiç kimsenin haketmediği türden bir baskı yaşamasına sebep oluyor. 2007de Unicef’in yaptığı, 21 gelişmiş ülkedeki çocukların refahını ölçen değerlendirmelerde ülkemiz sonunca.

Sistem insanlara en iyi hallerinin bile yeterince iyi olmadığını öğretiyor. Sürekli daha çok çalışmamız, sürekli daha fazla denememiz gerektiğini empoze ediyor. Böylelikle sonuçlar hiç bir zaman yeterince iyi olmuyor ve başarısız oluyoruz. Başarı geçmiş bir günde size verilen kriteleri ne kadar iyi hatırladığınızla ölçülüyor.

Bir sınav kurulunun başarı tanımını çocukların sağlığının önünde tutmamızı ne haklı çıkarabilir? Bir kişinin hedefleyeceği en mühim kazanç kendi bedeninde rahat olmak, bilgiyle güvenli bir hayat sürebilmek ve başarıyı kendi koşullarına göre tanımlamak olmalı.

Gelecek yıl hükümetin değiştireceği değerlendirme sistemiyle notların harflerden sayılara geçişi değişecek tek şey olmayacak. Pek çok modül yerine tek sınav getirilmesi artık öğrencilerin sadece tek şansı olacak demek. Bir set cevap başarı ve başarısızlık arasındakı farkı belirleyecek.

Henüz 16 yaşında, kendi hayatlarımızı şekillendirecek kararlar vermek için yeterince sorumlu kabul edilmemiz nasıl mantıklı olabilir? Sistemle ilgili bu kararları alanları seçme, oy verme hakkımız bile yokken üstelik.

Gelecek neslin iyi eğitildiğinden emin olmanın yolu hayatlarını sınav kağıtlarıyla doldurmak değil. Bu onlara nefes aldırarak olur, rahatça yaratıcılıklarını ortaya koymalarına yardımcı olarak ve zengin bir öğrenme ortamı sunarak. Eğitim sistemimiz kırılmış bir genç yetişkin nesil yetiştiriyor. Ardlarında bir anahtarla açılmış bir yara ve uygunsuz oldukları varsayılmış bir genç nesil. Sistem asla insiyatif alabilecek ve yeni şeyler keşfedecek kadar cesur olamayacak genç insanlar yetiştiriyor. Çünkü onlara başarıya ulaşabilmek için sadece tek yol olduğu öğretiliyor.

Dönüp panik ataklarıma baktığımda; katı bir başarı tanımı yapan bir grup politikacının bunu bana yapmasına izin verdiğimi görüyorum. Hiç bir şey sağlığınızı riske atacağınız kadar değerli değil, henüz 16 yaşında size yeterince iyi olup olmadığınızı söyleyecek bir parça kağıt da!

Eğer bu makaleyle empati kuran bir gençsen sana orada bir yerde bizden daha fazlası olduğunu söylemek istiyorum. Ve durum daha iyi olacak. Politikacılaraysa mesajım basit: Eğer ülkenin gelecek nesillerinin hasar bırakan endişelerden ve sistem tarafından yerleştirilmiş başarısızlık korkusundan kurtulmasını istiyorsanız bunu yapmak elinizde.

Sonuç olarak hala özlediğim beş yaşım gibi ağlamaklı bir sesle söylediğim üç kelimem var:

BU ADİL DEĞİL.

Reklamlar