“Siz daha bebek alışverişi yapmadınız mı?” Yoo yapmadık

Söz alışverişi, nişan alışverişi, nikah alışverişi, düğün alışverişi, bayram alışverişi, ot alışverişi afedersiniz ama boT alışverişi! Nedir bu böyle aynı hikaye suç kimde neden böyle diye haykırasım var benim… İnsanları neden böyle süreçlere sokmaya meyilli bir toplumda yaşıyoruz anlayamıyorum. Dünyanın kalanı da mı böyledir bilmem ama bu işin bizdeki kadar ayyuka çıkarıldığı bir kültür daha henüz duymadım ben.

Eşim de ben de eşya bağımlısı insanlar değiliz. Hiç olmadık. Ne ilişkimizin “cici bici” aylarında ne de evliliğe evrildiği zamanlarda hiç “oyumuz da olsun buyumuz da olsun” demedik. Kullanmayacağımız şeyleri hiç edinmemeye çalıştık o sebeple de neye ne zaman ihtiyaç hissetsek onu o zaman aldık. Hala öyle yapıyoruz.

Ev eşyalarımızın bile koltuk, yatak, buzdolabı vs “her eve lazım” olanlarının dışında kalanları yeni evimize geçip orada yaşamaya başlayınca almaya karar vermiştik en başında ve öyle de yaptık. Gerçekten de çok rahat ettik. Ne eve uymayan eşyamız oldu, ne de içimize sinmemiş bir ev dekorasyonumuz.

Ben önce her şeyi kafamda detaylandırıp fiyat, kalite, yorum vs bütün bilgileri toplayıp her çerçeveden elemeleri yapıp bir kaç marka modele indirip onları gidip görmeyi ve tamamdır deyip alıp çıkmayı seviyorum. Ne gez dolaş ona bak buna bak kafam karışsın, ne de ederinden fazla para verdiğini sonradan farkedip içim yansın istemiyorum. Eşim bu konularda muhteşem ve ben çok şanslıyım. Çünkü o mağaza, dükkan gezmeyi bakmayı sever ama şükür ki beni zorlamıyor. Belirlediğimiz marka model vs bir kaç ayrı lokasyonda incelenecekse o da yavaş yavaş onları üstleniyor görmeden içi rahat etmezse.

Velhasıl bizde işler şöyle yürüyor. Genellikle konu kimin uzmanlığındaysa o ön araştırmayı, tüketici yorumlarını, ürünün malzeme, kalite, sağlık etkisi, fiyat aralığı, dizayn farkları, eksileri artılarını belirliyor. Kafasında tartıp bir kaç seçeneğe indiriyor. Üzerine kısa bir görüş alışverişi sonrası detaylar yetersiz geldiyse sorular not alınıp tekrar değerlendiriliyor ha detay yeterliyse sonraki aşama görme içine sinme aşaması. Belirlediğimiz seçenekleri bütçe doğrultusunda değerlendirip içimize sine sine alıp uzunca zaman da kullanıyoruz.

Aa hamile kaldım hadi koş bebek arabası alalım, yatak alalım, bir yaşında giyeceği ayakkabılar çok sevimli onlardan da olsun.. Dur dur çocuğa biberon emzik dişlik falan da lazımmış, Bak internette okudum şu arkadaş 8 aylık bebeğine bu yürüteçten almış….. mış mış mıışş… Böyle şeyler gerçekten hem hamilelik sürecinizin ekstra yükü bence sevgili hanımlar hem de sizin için ekstra yorulmak, bebeğin enerjisinden çalmak, hatta zaman zaman alamadığınız, bulamadığınız şeyler için moralinizi bozarak kendinize bebeğinize yaptığınız eziyetler demek.

Bizim az bir zamanımız kaldı doğuma, son aylar. Heerr ayı, heerr anı doya doya hiç bir kaygı yaşamadan yavaş yavaş canımız istedikçe istediğimiz şeylerle ilgilenerek geçirdik. Yavaş yavaş bütçe planladık, yavaş yavaş ttüümm dünyadaki en sağlıklı, en kullanışlı bulunan ürünler konusunda fikirler edindik. Daha dün ilk alışverişimizi yaptık güle oynaya. Son aldığımız karar eğer herhangi bir erken doğum hali olursa eşyalarımız hazırda bulunsun diye ilk önce onları edinmek yönündeydi ve bunu gerçekleştirdik. Başka bir yazıda neleri neden seçtik hangi yolu izledik ve ne kadar harcadık onları da paylaşacağım. Şöyle ki yenidoğmuş bir bebeğin ilk zamanlarında ihtiyaç duyulacağını düşündüğüm ve eşimin “konunun uzmanı sensin ne istersen o olacak karıcıımm” demesi ile benim hazırladığım “doğmadan önce edinilecekler” listemiz öncelikli. Onun dışında kalanları doğumdan sonra bebeğimizin durumu, gelişimi, hareketliliği, ilgisini çekecek olan renkler, vucut yapısı ve biz hala cinsiyetinin sürpriz olmasını isteyerek öğrenmediğimiz için cinsiyetinin gerektirdiği ergonomik dizaynları dikkate alarak sırayla yavaş yavaş edineceğiz.

Aşkın çılgın halleri bunlar 🙂 Gereksiz stresleri hayatına sokmamaya çalışan bir çift olarak biz böyle yaptık çok da güzel oldu. Şiddetle tavsiyedir, kendinizi, eşinizi, bebeğinizi hiiçç sıkıştırmadan, zora sokmadan yavaş yavaş yaşayın bu güzel günleri siz de. Her şey hallolur, yeter ki bütün derdimiz bebek arabası, oto koltuğu, cibinlik tül, lazımlık falan olsun. Öpüyorum hepinizi,

Işığın gücü ve sevginin sıcağıyla,

Reklamlar