‘Her kadin anne dogar’ mi? Her doguran ‘anne’ olur mu?

Hic dogurmamis ne guzel kadinlar taniyorum ben, annelik nasil da yakisiyor her birine. Ne erkekler goruyorum, cocuklari oyle tatli “anne olabilen” bir babalari olduklari icin cok sansli. Benim kocam mesela diye geciyor icimden suan, cogu zaman benden daha iyi bir “anne” oluyor cocuklarima ve gurur duyuyorum onunla.

Annelik uzerine dusunuyorum bugunlerde sevgili gunluk. Nedir annelik, kimdir anne? Annelik nasil doguran disilerin tekeline verilmis bir ozellige donusmus, hic anlayamiyorum. “Ben onu 9ay karnimda tasidim, ben dogurdum. Anneyim ben” ne acıklı bir inanis. Sadece bir canliyi tasiyip dunyaya teslimini saglayan bir kargo gorevlisine donusuveriyor “anne” boyle tanimlaninca.

Yillarca yuzlerce dogum sonrasi bebegi ailesine teslim ederken karsilastigim ve beni en fazla korkutan seydir annenin tavri. Bebegi babasiyla bulusturdugunuzda baba yeni bir hayata dokundugunun farkindadir cogu zaman, incitmekten, yanlis yapmaktan korkar. Annelerin ise cogu toplumda yaratilan “her kadin anne dogar” algisiyla muhtemelen ve elbette istemeyerek hoyratca yaklasir bebege, kendi uzuvlarindan birine davranircasina. Annelerin bebeklerinin kisiligini, bagimsizligini ve baska bir canli olmalarini kabul edemeyisleri daha ilk anlarda, bu sekilde basliyor gibi geliyor bana.

Artik benim gibi bakan cogu insan anneligin ne sadece dogurmakla ne de cocuk buyutmekle alakali olmadigini kavriyor yavas yavas. Once kendini buyutmekle, kendini tanimakla basliyor annelik sureci. Daha minicik insan yavrulariyken ayagimizda salladigimiz oyuncak ayilarimiz, sokakta gorup dayanamayip evden sut kacirdigimiz kedi kopek yavrulariyla basliyor icimizdeki disil yan uyanmaya. Ustelik sadece disi yaratiklarda da degil hem erkeklerde hem de kadinlarda ne kadar beslenirse o kadar buyuyup gelisiyor bu dogurgan, besleyen, ureten, koruyan disil kisim. Her birimiz icimizde bir “kucuk anne” potansiyeliyle doguyoruz aslina bakarsaniz. Ama o zamanlar henuz “anne” olmus olmuyoruz. Anneligi ogrenmemiz, buyutmemiz ve gelismemiz gerekiyor.

Annelik ogrenilir evet ve ustelik her “yavruyla” bambaska bir anneye donusmek gerekir. Cunku her yavru ozeldir. Ustelik herkesin baska baskadir yavrulari ve bir seye yavrum diyebilmek icin illa onu dogurmus olmak da gerekmez, bunu ogrenmekle kabullenmekle basliyor bir yerde annelik. Aksi takdirde icimizde getirdigimiz potansiyeli “annelik” bilip oyle mudahale edersek yavrularimiza, zamanla problemler buyuyup baglarimizi bogmaya basliyor.

Hic dogurmamis ne guzel kadinlar taniyorum ben, annelik nasil da yakisiyor her birine. Ne erkekler goruyorum cocuklari oyle tatli “anne” olabilen bir babalari olduklari icin cok sansli. Benim kocam mesela diye geciyor icimden suan, cogu zaman benden daha iyi bir “anne” oluyor cocuklarima ve gurur duyuyorum onunla.

Insanin dunya gozuyle tam kavrayamadigi pek cok kavram olmali suphesiz ve “annelik” onlardan sadece biri. Icimizde tasidigimiz, evrenin disil ve eril enerjilerini, tabiatin denge unsurlarini, birbirinden ayirip kadini disi erkegi eril olmaya ilk kim zorladi bilemiyorum ama bunu dogru bulmayanlarin cogaldigini izlemek muthis mutluluk. Zaman daha guzel “annelik”leri ogrenebilmemiz icin daha pek cok ogreti ve sans getirecek bizlere biliyorum. Icindeki ureten, besleyen, yeserten disil yanı, icindeki anneyi buyuten tum yurekleri kucaklayarak, her birinden yeni yeni “annelik” dersleri almayi diliyorum.

Işıgın gücü ve sevginin sıcagıyla,

Reklamlar